GÜÇLÜ BİR İNSAN OLMANIN 11 KURALI 1) Kaybedeceğini bildiğin yarışa girme. Zamanını ve enerjini boşa harcama. Kendini ispatlamak için çıktığın yarışta yenilgiye uğrayan taraf olma. 2) Zorla birini kazanmaya, inandırmaya, ikna etmeye ve kendini sevdirmeye çalışma. Yoksa güçsüz ve zayıf görünürsün. 3) Ketum ol. Her sırrını herkesle paylaşma hatta bazı şeyleri kimseyle paylaşma. Rüzgar tersine dönerse bunu sana karşı kullanabilirler. 4) İşlerini yarıda bırakma. Ya bitir ya iptal et ya da unut gitsin. 5) İnsanları yarı yolda bırakma. Kendine düşman kazanma. 6) Planlarından ve hayallerinden kimseye bahsetme. Küçümseyebilirler, motivasyonunu kırabilirler ya da fikrini çalabilirler. 7) İnsanlar yokluğunu da bilsin. Değerli ol, her çağırılan yere gitme. Dört gözle bekler gibi davranma, kimsenin elinin altında olma. 8) Bir işe girişeceksen o işe …
Blog Posts
Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Hiçbir hissediş, düşünüş, bakış, algılayış, seziş de öyle. Hatta bunların tersi de tesadüf değil. Alışveriş yaptığımız market, yemek yediğimiz lokanta, su içtiğimiz çeşme, yürüdüğümüz kaldırım ve orada yanlarından birer yabancı olarak geçip gittiğimiz insanlar. Tesadüf gibi görünen karşılaşmalar, yolu sorduğumuz herhangi biri, hafifçe çarptığımız insan. Bize gülümseyen küçük bir çocuk önümüzden aniden uçuveren kuş…Gün boyu yaşadığımız en basit olay bile herhangi bir zihinsel, fiziksel, ruhsal yada duygusal bir olayın tetikleyicisi olur. Küçük ya da büyük…Bazen hiç hesapta olmayan durumların içine çekiliveririz. Hayal bile etmediğimiz olayları yaşarken buluruz kendimizi. Bir martı çığlığı,bir satıcı bağırışı, alır götürür bizi yıllarca ya da yollarca uzaklara… Hem öğretmen hem de öğrenciyizdir her ilişkinin içinde. Doğduğumuz aile, gittiğimiz okullar, sıra arkadaşımız, sevgilimiz …
Ne güzelmişÇekirdeği bardak hesabıyla aldığımız günler.Bakkaldan tabakla reçel aldığımız,Yarısını yolda döke döke yediğimiz yoğurtlarTeneke kutularda buram buram kokan bisküviler,gofretler…Çayı, şekeri ödünç istemekten utanmadığımızKimseyi evindeki eşyaları için küçümsemediğimiz ,Dört beş kardeşin aynı tabaktan yemek yiyipKolay kolay hasta olmadığı zamanlar..Komşu amcadan azar işitipÖğretmenden sıra dayağı yediğimizMızıkçılık yapanla küsüpErtesi gün unutarak, elele oyuna daldığımız zamanlar..Gamsız, dertsiz, tasasız,Hepimizin, biz gibi olduğu ,Herkesin, herkes gibi olduğu zamanlar… Özlediğim günler …
İki ‘tehlikeli fiil’den bahsetmek istiyorum sizlere.. Sahip olmak.. ve Ait olmak.. İçerisinde ‘kaybetmeyi’ ve ‘tuzağa düşmeyi’ barındıran iki eylem.. İnsan sahip olmadığı bir şeyi kaybedemez.. ve ait olmadığı bir şeye sahip olamaz.. diyerek başlayacağım. ve bu cümleyi iyice düşünmenizi isteyeceğim sonra.. Kaybettiğin hiçbir şeye sahip değildin aslında.. burdan yola çıkarsak; sahip olmuş olsaydın kaybetmezdin öyle değil mi? Derimizin altına sokamayacağımız herhangi bir şeye ‘sahibim’ diyebilmek imkansızdır. yani bokunuza bile tuvalete düşene kadar sahip olduğunuzun farkında olmalısınız.. Hal böyle olunca dünya üzerinde 5 duyumuzu kullanarak sahip olabileceğimiz bir şey yoktur.. ve hal yine böyleyken ne çok şeyi önemser dururuz gündeliğin tekdüzeliğinde.. Geçici sahiplenmeler vardır.. Bazı insanlar, bazı nesneler, bazı eylemler, bazı duygular hayatımızın belirli dönemlerinde bize eşlik ederler.. Bakın güzel bir …





Social Profiles