İki Tehlikeli Fiil

İki ‘tehlikeli fiil’den bahsetmek istiyorum sizlere..

Sahip olmak..

ve

Ait olmak..

İçerisinde ‘kaybetmeyi’ ve ‘tuzağa düşmeyi’ barındıran iki eylem..

İnsan sahip olmadığı bir şeyi kaybedemez.. ve ait olmadığı bir şeye sahip olamaz.. diyerek başlayacağım.

ve bu cümleyi iyice düşünmenizi isteyeceğim sonra..

Kaybettiğin hiçbir şeye sahip değildin aslında.. burdan yola çıkarsak; sahip olmuş olsaydın kaybetmezdin öyle değil mi?

Derimizin altına sokamayacağımız herhangi bir şeye ‘sahibim’ diyebilmek imkansızdır.

yani bokunuza bile tuvalete düşene kadar sahip olduğunuzun farkında olmalısınız..

Hal böyle olunca dünya üzerinde 5 duyumuzu kullanarak sahip olabileceğimiz bir şey yoktur..

ve hal yine böyleyken ne çok şeyi önemser dururuz gündeliğin tekdüzeliğinde..

Geçici sahiplenmeler vardır.. Bazı insanlar, bazı nesneler, bazı eylemler, bazı duygular hayatımızın belirli dönemlerinde bize eşlik ederler..

Bakın güzel bir tanım bulduk buna.. ‘eşlik etmek’..

bırakalım mı yani sahiplenmeyi? ya da bir şeylere ait hissetmek için debelenmeyi?

giden hiç kimseye sahip değilsin

çünkü sahip olsaydın hala seninle olurdu

gittiğin hiç kimseye de ait olmadın

ait olsaydın gidemezdin

nasıl ki sonunda öleceğiz diye vazgeçmediysek yaşamaktan

sevmekten de vazgeçmemeli aynı basit nedenle

     Bak yine koca bir yazıyı sevgiye bağladı’ diyeceksiniz.. çünkü sevgi zararsız, masum.. sadece çocukların anlayabileceği kadar basit..

sevgi zannettiğimiz ne kadar çok tanım var hayatlarımızda.. kendi ifrazatlarımızın kokusunda boğuluyoruz ve ‘seni seviyorum’ demenin ‘seni boğuyorum’ ‘senin yaşamana, kendin olmana, kendini bulmana, kendi yoluna koyulmana izin vermiyorum’ demek olduğu bağırıyoruz aptalca..

seviyorum dediğimiz her şeyi ve herkesi öldürüyoruz..

evet aptalca!!

çünkü büyürken unuttuklarımızın başında gelir

‘basit’lik..

Bir tepenin zirvesindeyizdir doğduğumuzda.. büyüdükçe aşağıya doğru yuvarlanırız.. yuvarlandıkça bir çığ gibi büyümeye başlarız.. büyürüz..büyürüz.. büyürken üzerimize yokuş boyunca karşımıza çıkan hemen herşey yapışır kalır.. böyle büyürüz, böyle çığ oluruz nihayetinde.. fakat hayat yokuşu dümdüz inmez.. taşlar, çalılar, koca koca kayalar engel olur önümüzde.. yavaşlarız böyle anlarda, hatta durdurur bizi bazı engeller.. işte bu ‘durma’ anları, üzerimize yapışan yabani otları, çamurları, kötülükleri tek tek ayıklamak, sadeleşmek, temizlemek için vardır..

yalnızca akıllılar bilir, engellerin bizi neden durdurduğunu..

kendini temizlemek, özüne ulaşmak için önce durmak gerektiğini..

yine de insan bazen

kaybetmeyi

ve tuzağa düşmeyi göze almalıdır;

ama

tam da

hiçbir şeye sahip olmadığını ve hiçbir şeye ait olmadığını anladığı anda.

Site Footer